Negolar Menü
 Ana Sayfa
 Forums
 Album
 Şiirler-Şairler
 Haber Konuları
 Haber Gönder
 Haberler
 Dosya İndir/Ekle
 MP3_Player
 Video_Stream
 Sitenin_En_İyileri
 Web_Siteleri
 Sık Sorulanlar
 AEG_ZD
 Hosting_SOMNEWCONTENT
tree-L.gif Negolar_Sohbet
· Tv_izle
· Şiirlerim
 Üye Menüsü
 Hesabınız
 Günlük
 Özel_Mesajlar
 Site_İçi_Arama
 Üye Listesi
 Siteyi Öner
 Link Ekle
 Iletisim
 İstatistikler
 Anketler
 Reklamlarınız
 Hizmetlerimiz
 Gazeteler
 Devrimci_Gazete
 Gerekli_Linkler
 TC Kimlik No
 Ssk_Hizmet
 Motorlu Taşıt Sor
 Dost Siteler
· Eskiya Radyo
· Savsat Com
· Radyo_Efkartepesi
· SavsatFM
· Ekim Radyo
· gonul-dostu-fm
· Evrim Emlak
· RadyoEkim_Dinle!
· Komünce Net
 
Ziyaretçi Sayacı
Hoş geldin, Misafir
Nickname
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: 70
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 118

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 21
Üye: 0
Toplam: 21
 
Albüm E-Kart
 
E_DEVLET
 
Online Hizmetler

 
Nego Hosting


Kalite
Güven
Hız
%99 Uptime Oranı
Uygun Fiyatlar
Farklı Paket Seçenekleri
Ödeme Kolaylıkları
=>Ayrıntılı Bilgi
 
Googlda Resim Ara


 

 
Negolar Sohbet
 
Ziyaretçi
Pazartesi364
Salı271
Çarşamba342
Perşembe314
Cuma353
Cumartesi316
Pazar360
Toplam:114095
En Çok:682
 
2008 e girerken, 2007 den kalanlar...
Tarih: 31.12.2007 Saat: 15:28 Gönderen: negolar

berf bildirdi: " Dünyada ve Türkiye'de oldukça hareketli yaşanan bir yıl daha geride kalıyor. Emperyalist-kapitalist sistemin kanlı bir kaynar kazana çevirdiği yerkürenin neredeyse her yeri, 2007'de de taşarcasına kaynadı. Emperyalist işgal altında altıncı yılını geride bırakan Afganistan ve beşinci yılını dolduracak olan Irak, işgalcilerin her gün daha fazla batağa saplandığı birer kan banyosuna dönüşmüş durumda. Siyonist zorbalığın zulmü altında yaşamaya çalışan Filistin halkı, emperyalist-siyonist oyunlar sonucu (şimdilik durulmuş görünen) bir iç savaşa sürüklendi. Kafkasya ve Orta Asya'da Rusya ile AB-ABD arasında emperyalist nüfuz mücadelelerinin belirlediği gerilimler devam etti. Latin Amerika ülkelerinde sol eğilimli yönetimleri işbaşına getiren sosyal hareketlilik hızından pek bir şey kaybetmedi. Avrupa ülkeleri ise işçi ve emekçilerin değişik biçimler alan direnmelerine, gençliğin militan eylemlerine sahne oldu.



Kaynamanın diğer boyutu ise, yine bizzat emperyalist-kapitalist sistemin ürünü olan küresel ısınmaydı. Geride bıraktığımız yılda doğal felaketler insanlığın üzerine artarak gelmeyi sürdürdü. Deprem, kasırga, tsunamiler bir yana, kuraklık ve ısınma sonucu yerküre gittikçe daha çok çölleşiyor. Dünyamızı kan deryasına dönüştüren emperyalistlerin bu konuda yapabildiği tek şey ikiyüzlü ve oyalayıcı propagandalar yürütmekten ibaret. Bir yandan kutuplardaki buzulların erimesi üzerinden küresel ısınmaya dikkat çekilirken, diğer yandan şimdiden kutup bölgelerinin petrol ve doğalgaz yataklarının paylaşımı konusunda kavga yürütüyorlar.

2007'de Türkiye her iki alandaki kaynamanın şiddetle yaşandığı ülkelerden biri oldu. Tüm yaz boyunca susuzluk ve resmi "yağmur duaları" haberlerin ilk sıralarında yer aldı. Küresel ısınma Türkiye’de ilk kez böylesine geniş ölçüde toplumsal gündem olabildi.

Türkiye'de her alanda hareketli bir yıl

Geçtiğimiz yılın perdesi, son birkaç yıldır gemi iyice azıya alan şovenizmin ve faşist kudurganlığın vardığı boyutu çarpıcı bir şekilde gösteren Hrant Dink cinayetiyle açıldı. Devlet eliyle yürütülen faşist baskı ve terör, şoven histeri ve kudurganlığa paralel olarak tırmandırıldı. 2005-06'da TCK, CİK, TMY ve son olarak 2007'de Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası'nda yapılan faşist düzenlemeler, özellikle bu yılki uygulamalarla daha çok gündeme gelmeye başladı. Şovenizm ve ırkçı kudurganlık linç ve cinayet boyutlarına ulaştı. Kürtler'den ve devrimcilerden başlayarak herhangi bir azınlığa mensup olmaya veya bir parça solcu olmaya kadar genişledi. Polis terörü ise olağanlaşıp sıradanlaştı, sokakta ve karakollarda sıradan insanları işkenceyle, kurşunla öldürmeye kadar vardı.

Sermaye iktidarının şovenizm zehrini enjekte etmekten bir an bile vazgeçmediği bir süreçte Hrant Dink'in alçakça katledilmesi, soykırıma ve tehcire uğramış, neredeyse bir yüzyıl boyunca bu topraklarda olmadık eziyet ve aşağılanmaya maruz kalmış Ermeni halkıyla kitlesel bir dayanışmanın ortaya çıkmasına yol açtı. Kitle hareketine yeni bir soluk getiren bu kardeşlik ve sahiplenme eylemi, düzen sahiplerinin ve faşist güruhların tüm hazımsızlıklarına rağmen bahar dönemi hareketliliklerini de etkiledi.

Devrimci hareketin de etkin bir biçimde yer aldığı 8 Mart, Newroz vb. günlerde kitlesel ve coşkulu eylemlere sahne olan bahar döneminde, sermaye cephesi de *****hurbaşkanlığı seçimi üzerinden siyasi bir krizle çalkalanmaktaydı. 1 Mayıs'ın öncesine denk gelen haftalar içinde önce toplum, "*****huriyet mitingleri" vb. üzerinden dinci-laik ikilemiyle taraflaştırıldı. Bu taraflaştırmadaki başarının da verdiği güçle generaller, 27 Nisan'da Çankaya tepesinin kime kalacağını genel seçimler sonrasına bırakacak bir muhtıra yayınladılar.

Bu aynı zamanda, şovenizm zehrine ve faşist kudurganlığa karşı sol hareketin bir nebze yakaladığı avantajın tekrar kaybedildiği bir süreç de oldu. Sermaye iktidarı siyaset alanında yaşadığı şiddetli bir krizi, kitleleri yedekleme ve düzene bağlama noktasında başarılı bir şekilde kullandı. Genel seçimin erkene alınıp *****hurbaşkanlığı seçiminin sonraya kalmasıyla, düzenin siyasi krizi yavaş yavaş dindirildi ve yerini seçim oyununa bıraktı.

Katliamın 30. yılında eylem ve direniş alanı Taksim!

Düzen cephesinin e-muhtıra ile sarsıntılar yaşadığı günlerde, 12 Eylül'den sonra ilk kez Taksim'de moral aşılayan bir 1 Mayıs eylemi gerçekleştirildi. Düzenin bekçi köpeklerinin terörüne rağmen ve bu terörün de etkisiyle devrimciler ve devrimci hareketin etkisi altındaki işçi ve emekçiler, görkemli kutlamanın ve katliamın 30. yıldönümünde, gün boyunca İstanbul ve Taksim'i eylem alanına çevirdiler.

Bunun yarattığı moral etki sonraki aylara taşınsa da, burjuvazinin düzen zemininde fazlasıyla politize ettiği toplumsal atmosferde seçim oyunu, engelle karşılaşmadan, dahası reformist solu ve yedeğindekileri parlamenter hayallere boğarak, yaz dönemine damgasını vurdu. Sözkonusu çevreler her zamankinden daha güçlü bir şekilde bu hayallere sarıldılar; zira Kürt hareketinin yedeğinde ve bağımsız adaylık yoluyla, artık nihayet parlamentoya girme şansı yakaladıklarını düşünüyorlardı.

22 Temmuz seçimleri ve ardından *****hurbaşkanlığı seçimi, egemenlerin kendi iç dalaşmalarını geçici de olsa bir çözüme bağladı. Böylece işçi sınıfı ve emekçi kitlelere, özellikle de Kürt halkına karşı gerici ve saldırgan politikalarda birleşmeleri kolaylaştı. Nitekim seçimlerin hemen ardından Kürt hareketi ve Güney Kürdistan üzerinden Kürt halkına yönelik saldırıların dozunu alabildiğine arttırdılar. Sınır ötesi tezkeresi ve 5 Kasım'daki Bush görüşmesinden itibaren ise bu saldırılar seferberlik tarzında çok yönlü bir kirli savaş halini aldı.

Kirli savaşın sersemletici unsuru "psikolojik harp" tüm hızıyla sürüyor

Bu savaşın belki de en kirli boyutu medya üzerinden psikolojik harp olarak yürütülüyor. İşçi ve emekçi kitleler hergün her haber saatinde, gazetelerin baş sayfaları ve köşeleri üzerinden adeta psikolojik bombardımana tutuluyor. Kürt halkına karşı düşmanlığın tırmandırılması, şoven histerinin diri tutulması vb.'ne, ordunun ve devletin ne kadar güçlü olduğu, askerin "operasyonel başarıları", "teknolojik gücü"nün büyüklüğü propagandaları eşlik ediyor. Bir yandan ABD'nin işine gelmediği halde sınır ötesinin kabul ettirildiği, dolayısıyla onurlu bir devlet olunduğu, diğer yandan da ABD ile ilişkilerin eski gücüne kavuştuğu, "çuval" yaralarının iyileştiği propaganda ediliyor. Burjuva gericiliği, "başarı umudunun kırılması" stratejisi çerçevesinde, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesine karşı tüm olanaklarını seferber etmiş bulunuyor.

Düzenin saflarında taraflaştırılan, seçimlerle daha sıkı bir biçimde düzene bağlanan işçi ve emekçiler, psikolojik savaşın temel kitlesi ve şovenizm zehrinin etkisiyle kirli savaşın destekçisi yapılırken, ellerindeki sınırlı hakların gaspı da yeni saldırılar eşliğinde sürüyor. 2007'nin başlangıcında asgari ücret iki dilim halinde sefalet artışı görmüş, kenar semtlerdeki ev kiralarının bile altında kalmıştı. Sağlık alanındaki yıkım yeni bir boyut kazanmış, koruyucu hekimlik kanalı olan sağlık ocakları işlevsizleşmiş, doktorların haddinden fazla yük altında boğularak özel sektöre kayışını hızlandıran aile hekimliği uygulaması başlamıştı. Seçim yılı olması ve siyaset alanındaki kriz nedeniyle askıya alınan saldırılar (SSGSS Yasa Tasarısı, kıdem tazminatının gaspı, kapitalistleri vergiden ve sigorta primi ödemekten kurtaracak düzenlemeler, eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmet alanlarında özelleştirmenin hızlandırılması, Tekel gibi kalan diğer KİT'lerin, doğal kaynakların satışı vb...) artık yeniden gündeme gelmiş durumda. Üstelik sermaye iktidarı adına işleri yürüten AKP, tüm bu saldırıları yılların riyakarlığı ile reform ("sosyal güvenlik reformu") ve çözüm paketi ("istihdam paketi") yalanları eşliğinde yapıyor.

Ekonomik-sosyal politikalar açısından diğer iki gösterge ise, asgari ücret görüşmeleri ile 2008 bütçesi idi. Asgari ücretin %6 ile 8 arasında olacağı ise daha bu ayın ilk günlerinde açıklanmıştı. Bütçe ise tam olarak terör devleti ve faiz ödemelerine ağırlık verilerek hazırlanmıştı.

Özetlemeye çalıştığımız tablo, işçi sınıfı ve emekçileri bekleyen yeni yılın onlar payına nelere sahne olacağı konusunda da bir fikir veriyor. Saldırılar boyutlanarak sürecek, emekçiler için yaşam her bakımdan daha da ağırlaşacak, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik özlemlerini boğmak için emperyalistlerden alınan tam destekle birlikte her yol denenecek.

Gelmekte olan yılın emekçilere ve tüm ezilenlere yeni umutlar getirebilmesi herşeyden önce Türk ve Kürt emekçilerinin birleşik mücadele doğrultusunda neyi ne kadar yapabileceklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Burjuva gericiliğinin elinde emekçileri bölmenin ve birleşik sosyal mücadeleden alıkoymanın etkili bir silahına çevrilen şovenizm zehrini bertaraf edebilmenin olmazsa olmaz koşulu birleşik mücedeledir. Bu hayatın her alanında ve gündelik mücadelenin her biçimi içinde başarılması gereken bir iş olmalıdır. Gelmekte olan baharı, 8 Mart'ı, Newroz'u ve 1 Mayıs'ı, bu amaç doğrultusunda en iyi biçimde değerlendirebilmek, devrimci hareket için girmekte olduğumuz yılın en öncelikli görevi sayılmalıdır.



Not: (Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı:49, 28 Aralık 2007)"

 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Dost Sitelerden
· Haber gönderen negolar


En çok okunan haber: Dost Sitelerden:
AHMET KAYA UYDURMA HABER KURBANI

 
Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

 
Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.

Anasayfa    Negolar Forum    Hesabınız   Tavsiye Edin  Album E-Kart




SMF Tema: Turklord-Buzkıran Tema Tasarım: NDTema.COM © 2007